Libya’da emperyalizme karşı direniş fitilini ateşleyen Mustafa Kemal’in ülkesi, şimdi, vakt-i zamanında kendisine saldıran emperyalizmle beraber Libya kıyılarında… Yazık değil mi güzelim, şanlı tarihine bu ulusun?
Gün gelir, iktidarıyla muhalefetiyle, bütün işbirlikçilerden hesap sorulur…
Bu şarkının bu versiyonu için söylenebilecek tek kelime: enfes.
Cemal dinletti ilk defa, sağolsun. Enfes bir şarkı.
Ali Ece Twitter’a Dönsün Kampanyası!
Haydi şimdi bütün tuşlar #aliecetwitteradonsun‘e!
Ali Ece’siz bir twitter bunlardan herhangi biri; Johan Cruijff’suz Hollanda / Maradona’sız Messi’siz Arjantin / George Best’siz Kuzey İrlanda / Bill Shankly’siz, Gerarrd’sız Liverpool / Tito’suz Yugoslavya / Knut Hamsun’suz Norveç / Kenny Dalglish’siz İskoçya / Moda’sız Kadıköy / Cantona’sız Manchester United / Clint Eastwood’suz Sergio Leone’siz Western / MAF’sız Gordon Milne / Philip K. Dick’siz Bilimkurgu / Joe Strummer’sız The Clash / Kemal Sunal’sız Türk Sineması gibi bir şey. Biri olmasaydı diğeri olurdu ama tam olmazdı. Tam olmuyor da.
Ali Ece çıktan sonra twitter bunlardan herhangi biri; Cantona uçan tekme atıp ceza yedikten sonraki zevksiz Manchester United ya da ağzı burnu dağılan Simmons / başrol kahramanı yeni sözleşmeyi reddince devamı başka bir aktörle çekilen uyduruk devam filmi / Zeki Demirkubuz’un romantik komedi çekmesi / Lost’un dandik Finali (!) / Yaşar Duran’ın İngiltere’den yediği bir araba dolusu gol / Ömer Üründül, Erman Toroğlu ve hatta Reha Muhtar! / The Stone Roses’ın dağılması!
Abarttık mı, belki çok az. Twitter O olmadan da var, ama hep biraz eksik, hep daha suskun. Şu an twitter’a dönmesini istediğim tek bir insan var; o da Ali Ece. Muhabbetinden, sohbetinden bizi mahrum bırakmasın. Dönsün - seksolog Erman’a, “Çok, çok” Ömer’e, Gargamel ve çetesine, onları sevenlere inat; kaliteli spor insanlarına küfredenlere inat. Döner mi dönmez mi, o küfreden aşağılıklarla yine uğraşmak ister mi bilemiyorum. Empati kuruyorum, belki ben de onun yapacağı şeyi yapardım orası kesin. Ama bize ve bizim gibi düşünenlere düşen, çürük elmaların yanında sepette parlak elmaların da olduğu hatırlatmak. Onu bildiğine de eminim, o zaman ona olan sevgimizi bir daha göstermek bu gönlü geniş insana. Kendisini çok iyi anlamakla beraber, dönerse de seviniriz.
Not: KlasikFutbol’un yazdığı bu yazıyı paylaşıyoruz. Siz de twitter veya blogunuza post olarak girip bize destek olabilirsiniz.
2 ve 3 şubat’ta Hatay’daydım. Şimdi,
Hatay, şehircilik açısından tam bir felâket. Düzen müzen yok.
Yöre sürücüleri de bir acayip. Frene basma alışkanlıkları yok muhteremlerin. Orada nasıl doğru dürüst kaza olmuyor anlamış değilim.
Yöre halkında acayiplikler mevcut da olsa, çok sıcakkanlılar. Hele garsonları, on numara!
Hatay’dan Hatayspor kaşkolu alayım dedim. Zar zor buldum. Bütün dükkânlarda Celtic kaşkolu bile var, ama Hatayspor kaşkolu bulana kadar anam ağladı. Nihayetinde bulduğumda, mutluydum:
Harbiye diye bir yer var. Daha ziyade Alevilerin bulunduğu bir ilçe. Oradaki Kule Restaurant enfes bir yer. Hatay’a yolunuz düşerse, orada yiyebilirsiniz, tavsiye ederim.
St.Pierre Kilisesi‘ne gidin ama içine girmeyin hiç. Bomboş bir yer lan. Bir numarası yok. Yalnız, manzara çok güzel. Bir de tepedeki kayalar çok hoş duruyor.
Hatay’ın içinde, böyle eski ara sokaklar var. Oralar baya güzel. Özellikle fotoğrafçı arkadaşlar kaçırmasınlar. Eski ahşap ve taş evler, eski camiiler, ironik tabelalar…
Künefe ve kebaptan bahsetmeme gerek yok zannederim. Buraya geldiniz mi, kilo almadan dönme gibi bir şansınız yok. Bir de tuzda tavuk diye bir şey var ayrıca. Tuzda balığın bir başka şekli. Reyhanlı ilçesi’nde, Yenişehir Gölü var. Onun orada bir restaurantta yedik. Tavsiye ederim.
Doğumgünümü de orada kutlamış olduk. Bu tuzda tavuk yapıldıktan sonra geliyor masanın önüne ve tuz yakılıyor. Deli gibi de alev çıkıyor. Yakıldıktan sonra, erkekler hanımlarına mani okuyor. Hanımlar da (ki bunlar annelerimiz oluyor) çekiçle tuzu kırıyor. Hah, işte bu yakma olayını annemler bir koz olarak kullanmayı başardılar: ”Bak, doğumgünün için mum yakmadınız falan deme hiç. Kocaman alev çıkarttık sen doğdun diye. Keh keh keh.”
Yenişehir Gölü’nün orasını çok güzel bir park yapmış belediye. Hatay’ın tek düzenli kısmı, Yenişehir Gölü ve çevresiydi. Görmeden dönmeyin.
Netice itibariyle, Hatay mutlaka görülmesi gereken bir yer. Yalnız, diyetteyken gitmenizi tavsiye etmem. Bunu son derece ciddi olarak söylüyorum. Mübalağa yok.